Arşiv Mayıs, 2008

Öcalan’ın yerine Zeki Müren

Öcalan’ın yerine Zeki Müren
Terör örgütü PKK’dan ayrılan muhalif gruplardan birinin Almanya’dan yayın yaptığı internet sitesi “manşetlerde hep Öcalan var, biz de Sanat Güneşlerini koyalım” diyerek Zeki Müren’i yayınladı. Almanya’dan yayın yapan Nasname adlı sitesinde ilginç bir özeleştiri ile Öcalan protestosunda bulunuldu. “Manşetlerde hep Öcalan var” denilen sitenin açılış sayfasında “Biz de Sanat Güneşlerini koyalım” denilerek Zeki Müren’in fotoğrafı yayınlandı.
Yazının devamını oku »

Yorum bırakın »

Şahini bırakın kaplandan n’aber?

Şahini bırakın kaplandan n’aber? DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Ahmet Türk’ün grup başkanlığından istifasıyla gündeme gelen DTP’de “şahinler-güvercinler” ayrımı konusunda, “Ben de Kaplan’ım beni nereye koyuyorsunuz? Bizim aramızda şahinler, güvercinler, kaplan diye bir ayrım yok” dedi.

Kaplan, Diyarbakır’da Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı GAP Eylem Planı konusunda ise “İnşallah bu paketler matruşka bebekleri gibi olmaz. 17 paket açıklandı, 18’inci paket, 18. matruşka bebek olmaz” diye konuştu.
Yazının devamını oku »

Yorum bırakın »

İhmale talimatla ifade

İhmale talimatla ifade Sahibi olduğu Agos Gazetesi önünde düzenlenen suikastta ölen Hrant Dink’in

cinayeti davası kapsamında, Bitlis’e tayini çıkan kamu personelinin talimatla ifadeleri alındı. Müdahil avukatlarından Ergin Cinmen, yaptığı açıklamada, Trabzon’dan Bitlis’e tayini çıkan kamu personelinin talimatla ifadelerinin alınması üzerine Bitlis Adliyesi’ne geldiğini söyledi.

Yazının devamını oku »

Yorum bırakın »

Askerlikte tecil süresi uzuyor

Askerlikte tecil süresi uzuyor TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı, askeri personele sağlık, harç, sınav hakkı ve yaş sınırı kolaylığı sağlanması amacıyla yasa teklifi hazırladı. Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli olup hizmetinin özelliği sebebiyle sevkinin tehirine ihtiyaç duyulan kamu personelinden; devlet veya kendi hesaplarına yurtiçinde veya dışında görev, staj, yüksek lisans, ihtisas veya doktora yapmaları nedeniyle aranan yaş sınırı 33’ten 35’e çıkarılıyor.

Yazının devamını oku »

Yorum bırakın »

Gayrimüslimler kadar Müslümanlar da sıkıntılı

Gayrimüslimler kadar Müslümanlar da sıkıntılı

DIŞİŞLERİ Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, “Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor’’ dedi. Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi üyelerine hitap eden ve sorularını cevaplayan Babacan, Türkiye’nin bölgesinde istikrar, barış ve refahı artırmak için çaba gösterdiğini söyledi.

İKİSİ DE FAYDALANMALI

Babacan, kendisine yöneltilen dini özgürlüklerle ilgili bir soruya “Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor. Türkiye’de son dönemde laiklik eksenli bir tartışma yaşanıyor. Bizim laiklik tanımımız çok açık: Din ve devlet işlerinin açık şekilde birbirinden ayrılması. Devletin de bireylerin dininin gereğini yerine getirmesine müdahale etmemesi. Burada farklı inançtakiler de dinsizler de bu özgürlük ortamından faydalanabilmeliler’’ şeklinde cevapladı.

KRİTERLERE UYGUN KARAR

DIŞİŞLERİ Bakanı Babacan, AK Parti’ye açılan kapatma davasına ilişkin beklentisinin sorulması üzerine ise AB yolculuğundaki bir Türkiye’de mahkemelerin ‘’Kopenhag kriterlerine ve Venedik Komisyonu ilkelerine uygun karar vereceklerine ve saygınlıklarını koruyacaklarına’’ inandığını ifade etti.

Aksam

Yorum bırakın »

Boynuna müfteri yaftası asmak halka iyilik olacak

Boynuna müfteri yaftası asmak halka iyilik olacak AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Deniz Baykal’a meydan okudu. Dinlemenin devletin istihbarat örgütlerince gerçekleştirildiği iddiasının “abesle iştigal” olduğunu savunan Fırat, “Yargı önünde hesaplaşacağız. Sayın Baykal, söylediklerini ispat edemezse boynuna müfteri yaftasını asmak halka en büyük iyilik olacaktır” dedi. Baykal’ın açıklamalarından sonra AKP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen Fırat, şunları söyledi:
Yazının devamını oku »

Yorum bırakın »

Bir anne vahşeti de Zonguldak’ta

Bir anne vahşeti de Zonguldak’ta

16 yaşındaki kız, 34 yaşındaki sevgilisi ile birlik olup 37 yaşındaki öz annesini bıçaklayarak öldürdü. İkilinin cesedi yok etmek için uyguladıkları yöntem ise tam bir vahşet..
24 Mayıs 2008 13:43
Yazı boyutunu büyütmek için
Zonguldak’ta 16 yaşındaki Y.B., taksici sevgilisi 34 yaşındaki Osman Demir’le birlikte annesi 37 yaşındaki Gülüm Güneş’i bıçaklayarak öldürdü, cesedi ormanlık alana götürüp kullanılmayan maden ocağında üzerine tiner dökerek yaktı.

Korkunç cinayet, iki sevgilinin cesedi yakarken elbiselerinin tutuşması nedeniyle hafif yaralanıp hastaneye gitmeleriyle ortaya çıktı. Anne katili Y.B. hastaneden kaçtı, gözaltına alınan suç ortağı sevgilisi Osman Demir’in tedavisi sürüyor.

Tüyler ürperten olay, bu sabah Soğuksu Mahallesi’nde meydana geldi. Boşandığı eşi bir süre önce vefat eden Gülüm Güneş, iddiaya göre kızı Y.B.’nin taksici Osman Demir’le ilişkisine karşı çıktı. Bunun üzerine Y.B. ile sevgilisi Demir ile birlikte plan yapıp annesini öldürmeye karar verdi.

Sabah erken saatlerde Gülüm Güneş’in evine gelen taksici Osman Demir, Y.B. ile birlikte planlarını uygulamaya koydu. Y.B. ve sevgilisi, Gülüm Güneş’i bıçakla öldürdükten sonra kanlar içindeki cesedi Osman Demir’in 67 T 0168 plakalı taksisinin arka koltuğuna koyup yakmak için götürdü.

MADEN OCAĞINDA YAKTILAR
Taksici Osman Demir ve sevgilisi Y.B., öldürdükleri Gülüm Güneş’in cesedini ormanlık alanda bulunan ve kullanılmayan kaçak maden ocağına koyarak, üzerine tiner döküp ateşe verdi.

Tinerin bir anda parlaması üzerine alevler arasında kalan Y.B. ve taksici Osman Demir’in elbiseleri tutuştu. Bribirlerine yardım ederek elbiselerine sıçrayan alevleri söndüren iki sevgili hafif yaralandı. Maden ocağında cesedi tamamen yaktıktan sonra, eve gelip elbiselerini değiştiren Y.B. ve Osman Demir, yanıklarının tedavisi için Atatürk Devlet Hastanesi’ne gitti.

POLİS ŞÜPHELENİNCE GERÇEK ANLAŞILDI
Hastane polisi iki sevgilinin durumundan şüphelenerek ifadelerini alınca korkunç cinayet ortaya çıktı. Polis, sevgilisi Osman Demir’in ifadesini alırken, Y.B. hastaneden kaçtı.

Gözaltına alınan Osman Demir hastanenin cerrahi bölümünde tedavi altına alınırken, Y.B.’nin yakalanması için çalışma başlatıldı.
Polis, Osman Demir’in ifadesinden söylediği kaçak maden ocağına gittiğinde, Gülüm Güneş’in kömürleşmiş cesediyle karşılaştı. Maden ocağının yakınında bulunan ve arka koltuğu kan gölüne dönen 67 T 0168 plakalı takside, cinayette kullanılan iki bıçak da bulundu.

Yorum bırakın »

Nuri Bilge Ceylan’a tokat attım

Nuri Bilge Ceylan’a tokat attım

MUAMMER ELVEREN-CANNES Ahmet Rıfat Şungar, yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a attığı tokattan sonra bu rolü aldığını açıkladı.

Cannes Film Festivali’nde “Altın Palmiye” için yarışan “3 Maymun” filminin genç yeteneği Ahmet Rıfat Şungar, yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a attığı tokattan sonra bu rolü aldığını açıkladı. Şungar, “Nuri Bilge Ceylan beni doğaçlama bir sahne çekimi için çağırdı. Doğaçlama çalışması sırasında da benden ufak bir tokat yedi. İki üç gün sonra aradı ve filmde oynayacağımı söyledi” dedi.

Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği “3 Maymun” filminde oynayan genç yetenek Ahmet Rıfat Şungar, Cannes’a uzanan kısa sanat yaşamını Kelebek’e anlattı. Şungar, “3 Maymun” filminden önce Ceylan’ın kendisini doğaçlama bir sahne çekimi için çağırdığını ve Ceylan’a rol gereği tokat attığını söyledi.
Sinema ve dizi filmlerde oynama serüveniniz nasıl başladı? Bir de soyadınız bazen Şungar bazen Sungar diye yazılıyor, doğrusu hangisidir?
- Doğrusu “Şungar” dır ama bazen Sungar yazılıyor, 1983, İstanbul Kartal doğumluyum. Babam Büyükada esnafıdır. Oyunculuk ise liseden geliyor. Lisede biz tiyatro yapıyorduk, iki arkadaşımla İstanbul
Devlet Konservatuarı’nı kazandık, geçen sene yani 2007 Mayıs’ında mezun oldum. Konservatuardan mezun olur olmaz Nuri Abi’yle bir görüşmeye çağrıldım. “3 Maymun” filmi 10 aydan fazla bir süre önce çekildi ancak televizyon dizisi daha bir buçuk ay önceki bir olay, yani film gösterime girmediği için herkes beni önce diziyle tanıdı oysa ben daha önce bu filmde oynamıştım.
n Filmde oynamanız nasıl gerçekleşti?
- Film için herkesten tanıtım alıyorlardı, denk geldi, o gün oradaydım ben de bir tanıtım verdim.
Bu tanıtımdan sonra Nuri Bilge Ceylan beni doğaçlama bir sahne çekimi için çağırdı. Filmde annem rolünü oynayan Hatice Aslan’a tokat attığım sahneyi doğaçlama oynayacaktım. İşte o sahneyi Nuri abiyle karşılıklı oynadık o anne Hacer oldu, ben de filmde olduğu gibi Hacer’in oğlunu oynadım. Doğaçlama çalışması sırasında Nuri Abi benden ufak bir tokat yedi o anı hiç unutamıyorum. İki üç gün sonra aradı ve filmde oynayacağımı söyledi. Tam da mezun olduğum gün telefon açıp “İş oldu” dedi. Sinema’ya ilk adımım böyle başladı. Film bittikten sonra 6-7 ay dinlendim, çünkü mezun olur olmaz çalışmaya başlamıştım, ondan sonra “Hatırla Sevgili” için Tomris hanımla görüşerek anlaştım. Tomris (Giritlioğlu) hanım da filmde oynadığımı bilmiyordu. n Filmde çok iyi bir performans sergiliyorsunuz, filmde mi yoksa dizide mi daha rahat oynuyorsunuz?
- Filmde şöyle bir rahatlık var; çok küçük bir ekiptik, dizi daha kalabalık bir ortam olduğu için ilk başta biraz çekindim açıkçası ama ekip o kadar iyi anlaşan bir ekipti ki orada da çok rahattım. Filmde ekibimiz kalabalık değildi, film seti ile dizi ortamı çok farklı, tabii filmin ayrı bir yeri var.
ÇEKİMLER SIRASINDA ÇOK KEYİF ALDIM
n Bu iki deneyimden sonra sinema dünyasının kalbinin attığı Cannes’da buldunuz kendinizi, Festival Sarayı’na ekip olarak girdiğinizde neler hissettiniz? Fotoğrafçıların kırmızı halıdaki ısrarlarından rahatsız olmuş gibi bir haliniz vardı. Ekrandan “Bir an önce bitse de salona girsek” diye düşünüyor gibiydiniz…
- Doğru söylüyorsunuz çünkü o halimi görenler daha sonra benim için “Acaba kötü bir şey mi oldu, ona birisi birşey mi söyledi” diye düşünmüşler. “Heyecanlı mıydın” diye soranlar da oldu ama inanın garip gelebilir insanlara ama hiç heyecan yaşamadım. Kırmızı halıya gelince çalıştığımız ekiple orada yürümek çok keyifliydi.
n İlk kez bir sinema filminde oynadınız, Nuri Bilge Ceylan ile çalışırken zorlandınız mı, çekimler sırasında unutamadığınız bir anınız oldu mu?
- İlk hafta teknik çekimlerim vardı. İlk iki üç gün konsantre olamamak gibi sıkıntılarım oldu, senaryo çok açıktı, yarattığı duygu ile çok nadir konuşuyorduk. Nuri Abi’nin öyle bir elektiriği var ki ben çok rahat çalıştım. Çok keyif aldım ve hiç yorulmadım. Temennim Nuri Abi’nin Altın Palmiye almasıdır.
n Afişte yalnızca sizin fotoğrafınız var, banliyö treni hızlı giderken pencereden başınızı çıkardığınız fotoğraf özel olarak mı çekildi, nasıl oldu?
- Aslında o fotoğraf olarak çekilmedi, filmden bir karedir. Afişte yer alacağımı hiç düşünmemiştim, bu Nuri Abi’nin tercihi.
Hayalim tiyatro yapmak
- Peki, bundan sonrası için ne düşüyorsunuz, sizin için sinema mı daha ağırlıklı dizi mi?
Şu anda öyle bir ayırım yapamıyorum. Önüme nasıl teklifler gelir bilemiyorum. Ama tercihim ağırlıklı olarak sinema olur. Ben tiyatro mezunuyum, okuldan mezun olduğum arkadaşlarımla beraber tiyatro yapmak gibi çok büyük bir hevesimiz de var. Mutlaka ve mutlaka bir gün tiyatro yapacağız. Gelecek projeler, zaman ve şartlar ne gösterir hiç bilemiyorum açıkçası.
hurriyet

Yorum bırakın »

Ayhan’dan Cevat Güler’e övgü

Ayhan’dan Cevat Güler’e övgüGalatasaraylı futbolcu Ayhan Akman, Turkcell Süper Lig’de şampiyonlukla noktaladıkları geçen sezonu, çeşitli nedenlerle sıkıntılı geçirdiklerini, ancak herkesin özverisiyle mutlu sona ulaştıklarını söyledi.

Ayhan, Galatasaray TV’ye yaptığı açıklamada, 6 maçın seyircisiz oynanması, sezonun bitimine 6 hafta kala teknik direktörün istifa etmesi ve maddi zorluklar üst üste gelince, sıkıntılı bir dönem yaşadıklarını belirterek, ”Bu sıkıntılı dönemin ardından şampiyon olduk. Bunda herkesin payı ve özverisi var. Tüm arkadaşlarımızla birlikte kendimize çok inanıyorduk. Sezon başında hedefimizi şampiyonluk olarak belirledik ve bu doğrultuda çalıştık” dedi.

Elde edilen şampiyonluğu sürpriz olarak görenler bulunduğunu, ancak buna katılmadığını ifade eden Ayhan, ”Sezon başından sonuna kadar bakıldığında genel olarak yarışta önde olan ekip bizdik. Son haftalarda çok az hata yaptık. Hatta son 6-7 hafta hiç hata yapmadık. Son metreleri deparlı bir şekilde geçtik, rakiplerimizi de yendik” diye konuştu.

Teknik direktör Karl Heinz Feldkamp’ın görevi bırakmasının ardından, futbolcular olarak kenetlendiklerini ve hemen her gün toplantılar yaparak dertleşip, şampiyonluğa olan inançlarını dile getirdiklerini anlatan Ayhan, sonunda mutlu sona da ulaştıklarını kaydetti.

Şampiyonlukta antrenör Cevat Güler’in çok büyük emeği olduğuna da vurgu yapan Ayhan, ”İşin hep arka planındaydı. O dönemlerde bize çok yardımcı oluyordu. Özellikle bire bir yapılan antrenmanlarda bize kattıkları çok önemli. Sakat olduğum dönemlerde, gece gündüz benimle ilgilendiğini söyleyebilirim. Kimsenin olmadığı dönemlerde, tesislere gelip bizimle antrenman yapıyordu. Gerçek performansımı yakalamamda çok büyük emeği var” diyerek hocasına teşekkür etti.

Yorum bırakın »

Erkeğe benziyorum diye beni elediler

Erkeğe benziyorum diye beni elediler

Demet Özdemir Senem Kuyucuoğlu, katıldığı ilk yarışmadan erkeğe benzetildiği için elendiğini söyledi.

Ünlü bir ajansla anlaşmak üzere önümüzdeki hafta Fransa’ya gidecek olan 2007 Best Model of Turkey birincisi Senem Kuyucuoğlu, katıldığı ilk yarışmadan erkeğe benzetildiği için elendiğini söyledi: “Ben erkek gibi bir çocuktum. İlk yarışmamda erkeğe benziyorum diye beni seçmediler. Uğurkan Erez beni ilk gördüğünde ‘Ufacık çocukla mı uğraşacağım, gönderin bunu’ demişti. Sonra hırs yaptım, çalıştım. O da gördü bendeki ilerlemeyi…”

Best Model of Turkey 2007 birincisi Senem Kuyucuoğlu, önümüzdeki hafta ünlü bir ajansla anlaşmak üzere Fransa’ya gitmeye hazırlanıyor. 17 yaşındaki model, elde ettiği başarıların emeğinin karşılığı olduğunu söylüyor: “İlk yarışmamda erkeğe benziyorum diye beni seçmediler. Sonra hırs yaptım, çalıştım. Best Model’de herkes birbirinin kıyafetlerini çekiştirirken, ben aç kalıp provamı yapardım. O yüzden emeğimin karşılığını aldım.”
Best Model of Turkey 2007 yarışmasında birinci seçildiniz. Güzellik yarışmasına katılmaya nasıl karar verdiniz?
- İzmir’de iki senedir modellik yapıyordum. Baktım İzmir’de yapamıyorum, İstanbul’a gelmem gerektiğini düşündüm, “Gelmişken tescilli güzel olarak geleyim” dedim ve yarışmaya katıldım.
n “Yarışmada bütün kızlar güzeldi ama istenen bütün özellikler bende vardı” diyebiliyor musunuz?
- Yarışmada birinci olduğum için bunu söyleyebilmem gerekir.
n Peki yarışmada sizi diğerlerinden ayıran en büyük özellik neydi, güzelliğiniz mi?
- Modellikte güzelliğin pek önemi yok. Benim en önemli özelliğim fiziğim. 1.86 cm. boyum, 1.23 cm. de bacak boyum var. Beni diğerlerinden ayıran buydu.
n Boyunuzun uzunluğu genetik mi?
- Genetik, babam da çok uzundur.
n Ünlü bir Fransız ajansıyla anlaşmak üzere Fransa’ya gidiyormuşsunuz. Hangi ajans bu?
- Kesinleşmeden konuşmak istemiyorum. Kesinleşsin öyle konuşalım.
n Peki size teklif nasıl geldi?
- Erkan Özerman ve Uğurkan Erez bana çok yardımcı oluyorlar. Onların sayesinde geldi bu teklif.
n Ne zaman gidiyorsunuz Fransa’ya?
- Sanırım önümüzdeki hafta görüşmeye gideceğim. Ama büyük ihtimalle olur diye düşünüyorum. Çünkü dünyadaki model kriterlerine uyuyorum. Bu yüzden umutluyum.
ERKEK ARKADAŞA GEREK YOK
n Sizden bahsedelim biraz… Nerelisiniz, eğitiminiz devam ediyor mu?
- İzmirliyim. Eğitimim devam ediyor. İki aydır da İstanbul’da yaşıyorum. Sadece modellik yapmak için taşındım buraya.
n 17 yaşında olmanıza rağmen ’hayatımın dönüm noktası’ dediğiniz bir olay var mı?
- 14 yaşında modelliğe başlamam diyebilirim.
n Peki siz mi istediniz modelliğe başlamayı?
- Ailem modellik yapmamı çok istedi. Ben erkek gibi bir çocuktum. Annem sayesinde bir ajansa yazıldım. İlk yarışmamda erkeğe benziyorum diye beni seçmediler. Sonra hırs yaptım, çalıştım. Uğurkan Erez beni ilk gördüğünde “Kim bu, ufacık çocukla mı uğraşacağım, gönderin bunu” demişti. Ama sonra o da gördü bendeki ilerlemeyi… Hırslıyımdır. Kendimi sürekli geliştiriyorum ve bir yerlere gelmeye çalışıyorum. Best Model’da çok aç kaldığımı bilirim. Herkes birbirinin kıyafetlerini çekiştirirken, ben sadece kıyafetimi giyip provamı yapardım. O yüzden emeğimin karşılığını aldım.
n Moda otoriterleri de sizi son yılların en dikkat çeken best model’ı olarak gösteriyorlar. Ne düşünüyorsunuz bu durum hakkında?
- Sonuçta ben 17 yaşındayım, 18’ime daha çok var. Hem küçüğüm hem de fiziğim düzgün. Allah’a şükür yüzüm de güzel. Dikkat çekmem normal.
n Henüz 17 yaşında bu renkli dünyaya adım attınız. Bu durum sizi korkutuyor mu?
- Hayır, korkutsaydı zaten baştan girmezdim. Aileme güveniyorum, onlar da bana çok güveniyor. Onların desteğiyle yarışmaya katıldım. Onların desteği olduğu, kendime de güvendiğim sürece korkmuyorum.
n Nasıl bir kariyer planlaması yaptınız kendiniz için?
- İleride oyunculuk olabilir. Her modelde biraz oyunculuk mevcuttur. Biz podyum arkasında çok heyecanlanıyoruz, kıyafetler yetişmiyor, panik yapıyoruz ama bir şekilde podyuma çıktığımız zaman kimseye bir şey belli etmiyoruz. Demek ki rol yapabiliyoruz. Ama önce bu işin eğitimini almak istiyorum.
n Erkek arkadaşınız var mı?
- Hayır yok. Zaten buna vaktim de yok. Yaşım küçük ve ben mesleğime aşığım. O yüzden gerek yok.
n Modellikte kurallarınız var mı?
- Elbette kurallarım var. Çok önemli bir defile olmadıkça bikini ve iç çamaşırı giymem.
n Kendinize örnek aldığınız modeller var mı?
- Kendime örnek aldığım değil de beğendiğim modeller var. Deniz Akkaya, Şenay Akay ve Güzide Duran’ı çok beğeniyorum. Ayrıca Şenay Akay bana çok yardımcı oldu, üzerimde emeği büyük. n Demet ÖZDEMİR
Ayaklarımı hiç beğenmiyorum
- Hayatta vazgeçemediklerinizi sorsam…
Ailem, mesleğim ve kendim.
- Kendinizi üç kelimeyle ifade etmenizi istesem…
İlk olarak zekiyim. Güzelim herhalde, bu kadar ilgi üzerimde olduğuna göre. Başarılıyım. Bir de çok utangacım.
- Utangaç mısınız? Mesleğinizle biraz tezat bir durum bu…
Ben biriyle telefonda konuşurken bile utanırım, heyecanlanırım. Ama podyuma çıktığım zaman bunu kulis arkasında bırakıyorum. Nasıl oluyor bu bilmiyorum ama demek ki mesleğimi gerçekten çok seviyorum.
- Peki beğenmediğiniz bir yeriniz var mı?
Kimse dört dörtlük değil. Ben de dört üçlüğüm. Ayaklarımı beğenmem fazla. Yüzüm de yaşım küçük olduğu için tam oturmadı. Duygusal olarak ise herkese çok çabuk inanırım, ondan kaybediyorum. Kendim gibi sanıyorum herkesi. Bu yüzden çok kazık yedim.

Yorum bırakın »